KİLİS REHBER - Güneydoğu Anadolu'nun Zeytin Şehri2026
Güneydoğu Anadolu'nun Zeytin Şehri
Sehir Rehberi

Kilis Zeytini

Kilis Sehir Rehberi

KİLİS REHBER · Yerel Icerik Portalı
Kilis, Türkiye'nin Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde yer alan bir şehirdir.

Genel Bilgi

Güneydoğu Anadolu Bölgesi ile Akdeniz Bölgesi arasında bulunan şehrin, Suriye ile Sınırı vardır.

Kilis'in tarihinin M.Ö. 3000 yılına kadar uzandığı tahmin edilmektedir. Kent, tarih boyunca Süryaniler, Hititler, Persler, Romalılar, Bizanslılar, Memlûkler ve Osmanlıların egemenliğinde kalmıştır. M.Ö. 1700'lü yıllarda Hititler'in önemli bir kenti olduğu bilinmektedir.

636 yılında Halife Ömer tarafından İslam Devleti topraklarına katılmış ve Bizans'a karşı bir sınır karakolu niteliği taşımıştır. Daha sonraları Memlûk egemenliği altına girmiş, nihayetinde I. Selim tarafından 1516 yılındaki Mercidabık Savaşı sonucunda Osmanlı topraklarına katılmıştır. Kilis, Osmanlı döneminde Halep Vilayetine bağlıydı. Birinci Dünya Savaşından sonra önce İngilizlerin, sonra Fransızların işgaline uğramıştır. 7 Aralık 1921'de işgalden kurtulmuştur.

Kilis, Gaziantep ilinin bir ilçesi iken, Bakanlar Kurulunun 06.06.1995 tarih ve 550 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamesi ile il statüsüne kavuşturulmuş ve böylece Türkiye'nin 79. ili olmuştur. .

20. yüzyılın başlarında, Irak ve çevresindeki petrol kaynakları ile Çukurova'nın tarımsal potansiyeli ve İskenderun Limanı'nın stratejik önemi, bölgenin uluslararası alanda dikkat çekmesine neden olmuştur. Bu dönemde emperyalist devletler, söz konusu stratejik bölgeleri denetim altına almak amacıyla çeşitli siyasi ve askerî girişimlerde bulunmuştur.

Osmanlı Devleti'nin Ortadoğu'daki topraklarının paylaşılmasını öngören en önemli anlaşmalardan biri Sykes-Picot Antlaşması'na göre Kilis, Antep, Maraş ve Urfa gibi bölgeler Fransa'nın kontrolüne bırakılmıştır. Ancak, Mondros Ateşkesi'nin ardından, bu gizli antlaşmaya rağmen, İngilizler söz konusu bölgeleri işgal etmiş ve bu toprakları Fransızlarla pazarlık malzemesi olarak kullanmıştır.

Kilis il merkezi Gaziantep'e 55 km, Suriye sınırına ise 10 km mesafede yer almaktadır. İl merkezinin yüzölçümü 610 km²'dir. Kilis, Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde, Hatay-Maraş Oluğu ile Fırat Nehri arasında uzanan Gaziantep Platosu'nun güneybatı kısmında, Türkiye-Suriye sınırına yakın 36° K enlemi ve 32° D boylamı değerleri arasında bulunmaktadır. Şehir coğrafi konumu itibarıyla Akdeniz ve Güneydoğu bölgeleri arasındaki geçiş kuşağı üzerinde bulunur.

Kilis il merkezinin deniz seviyesinden ortalama yüksekliği 664 metredir. İlin farklı kesimleri arasında büyük yükselti farkları bulunmamaktadır.

1995 yılında il statüsüne kavuşan Kilis'in sınır hattı, güneyde Türkiye-Suriye sınırı, batı ve kuzeybatıda Gaziantep'in İslahiye ilçesi, kuzey ve kuzeydoğuda Gaziantep merkez ve doğuda Gaziantep'in Oğuzeli ilçeleriyle çevrilidir.

Kilis sanayisi, ağırlıklı olarak tarımsal ve hayvansal kaynaklara dayalı bir yapıya sahiptir. İlde tarımsal üretimde öne çıkan zeytin, üzüm ve buğday, imalat sanayisinde pekmez, alkol, zeytinyağı ve bulgur gibi ürünlerin üretiminde hammadde olarak değerlendirilmektedir. Özellikle üzüm ve zeytin, Kilis ekonomisine önemli ölçüde katma değer sağlayan başlıca ürün gruplarını oluşturmaktadır. Bu ürünlerin işlenmesine yönelik çeşitli sanayi tesisleri bulunmakta olup, zeytinyağı ve pekmez üretimi, ilin ekonomik yapısında belirleyici unsurlar arasında yer almaktadır.,

Kilis Organize Sanayi Bölgesi (OSB), 90 hektarlık bir alanda kurulmuş olup, toplamda 37 sanayi parselinden oluşmaktadır. Parsellerin en küçüğü 4.762 m², en büyüğü ise 42.818 m² alana sahiptir. OSB dışında, il genelinde çeşitli sanayi tesisleri de bulunmaktadır. Bu tesislerde pekmez, zeytinyağı, bulgur, dövme, biber, tahin-helva, suma (saf alkol), plastik ambalaj çantaları, sabun, yorgan ve hazır yemek gibi ürünler üretilmektedir. Ayrıca, il genelinde 39 adet zeytinyağı fabrikası faaliyet göstermektedir.

1850 senesinde Francis Rawdon Chesney, 12 bin nüfuslu olan Kilis'in çoğunlukla, çiftçi ve işçi kesimi oluşturan Türkmenlerden ve ayrıca Ermenilerden, Türklerden ve Kürtlerden oluştuğunu belirtmiştir. 1869 yılında Amerikan misyonerler Kilis'teki en yaygın dilin Türkçe olduğunu ve Arapçanın Türkçeyi de anlayan ama tercih etmeyen Rum kesim tarafından kullanıldığını gözlemlemişlerdir.

Tarihçe

Kilis kent merkezinin nüfusu, 1927 yılında 20.000'in üzerinde iken, 1970'te 45.000'e, 1980'de 60.000'e ve 1990'da yaklaşık 85.000'e ulaşmıştır. Ancak bu tarihten sonra, yeni bir il statüsü kazanmasına rağmen, nüfusta belirgin bir düşüş gözlemlenmiştir. 1997 yılı itibarıyla kent merkezi nüfusu 60.000'e kadar gerilemiş, 2000 yılında ise yeniden 70.000 seviyesine yükselmiştir. 2015 yılında Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi (ADNKS) sonuçlarına göre kent merkezinin nüfusu 97.411, ilin toplam nüfusu ise 130.655 olarak kaydedilmiştir. 2013 yılında il nüfusunun %49,6'sı 25 yaşın altında, %42,7'si 25-65 yaş arasında ve %7,7'si 65 yaş üstünde olan kişilerden oluşmaktadır.

Kilis, Göç İdaresi'nin 2021 Şubat ayı verilerine göre, 2011'de başlayan Suriye İç Savaşı'ndan kaçan 104.000 civarı Suriyeli sığınmacıya ev sahipliği yapmaktadır. Türkiye'de kendi nüfusundan daha kalabalık mülteci barındıran tek şehirdir. Bu sebepten ötürü AKP hükûmeti Nobel Komitesine başvurarak, bu yılki barış ödülünün Kilis'e verilmesini resmî yollardan talep etmiştir.

2016 Ocak ayından bu yana Kilis'e güney sınırından 49 roket saldırısı yapıldı. Bu roket ve top saldırılarından şimdiye kadar 17 kişi yaşamını yitirirken, 58 kişi de yaralandı (Nisan 2016). Çok sayıda bina ve araçta da hasar meydana geldi. Kilis valiliği, Suriyeli sığınmacılar ve yerel halk arasında gerginlik yaşanmaması için gösteri yasağı gibi bazı ek uygulamalar başlattı. TSK'nin roketlerin geliş yönünü göz önünde bulundurarak yaptığı hesaplamalar ve bu hesaplamalara göre yapılan misillemeler, saldırıların Irak ve Şam İslam Devleti'nin (IŞİD) denetimindeki bölgeden gerçekleştirildiğini gösteriyor.

Kilis'teki tek yükseköğretim kurumu, 2007 yılında kurulan Kilis 7 Aralık Üniversitesi'dir. Hâlen üniversitede kayıtlı 11.000 civarında öğrenci vardır.

Kilis'in 24 kilometre doğusunda, Polateli ilçesine bağlı, eski adıyla Ravandan, yeni adıyla Belenözü Köyü sınırları içinde yer almaktadır. Adına tarihi kaynaklarda ilk kez 1097 yılında rastlanır. İslam kaynaklarında “er-Ravendan”, Haçlı kaynaklarında “Ravendel/Ravandal/Ravenel”, Ermeni kaynaklarında da “Aréventan” olarak geçen kale, tarihsel süreç içerisinde bölgeye egemen olan tüm devletlerce kullanılmıştır.

Afşin Çayı karşısında, konik bir tepeye kurulmuş kale birbirinden farklı taşlarla örülmüş surlara sahiptir. Kalenin batısında günümüze kadar gelebilmiş tonozlu bir yapı vardır. Ortasında yer alan küçük yuvarlak kule kalıntısı, sarnıç ve burçlar Ortaçağ mimarisini gözler önüne sermektedir. Kalenin içinde iki büyük su sarnıcı ile büyük bir yapıya ait olduğu sanılan kalıntılar vardır.

Kalede arkeolojik bir çalışma yapılmadığından aidiyeti hakkındaki bilgiler tahmine ve yörenin ilk sahiplerine dayanmaktadır. İbrahim Hakkı Konyalı'ya göre kalede Hitit mimarisine ilişkin izler vardır. 1097 yılında Haçlıların Türklerden aldığı kale, 1144 yılına kadar Urfa Haçlı Kontluğunun (1098-1144) batı sınırında Urfa-Antakya yolunun güzergahını tamamen kontrol edebilmekteydi. 1176'da Eyyubilerin, 1268'de Memluklulerin egemenliğine geçen kale, 1516 yılında Osmanlı topraklarına katılmıştır ancak askeri önemini yitirdiği için Osmanlılar için stratejik önemi bulunmayan bir kale olmuştur.

Kilis'in 7 km doğu-güneydoğusunda; Gaziantep karayolunun güneyinde; Oylum Köyü'nün hemen yanında yer alır. Oylum Höyük boyutları itibarıyla sadece Güneydoğu Anadolu bölgesinin değil, bölgenin ve Türkiye'nin en büyük höyüklerinden biridir. Taban boyutları 460 x 320 metredir. Kuzeyde 22 m'lik; güneyde ise 37 m'lik iki yükselti ile bunları birbirine bağlayan bir boyundan oluşur.

Günümüzden 4000 yıl öncesine kadar varan pek çok önemli bulgulara ulaşılan Oylum Höyük'te birden fazla kent krallığının merkezinin bulunduğuna inanılmaktadır. Son yıllarda ortaya çıkarılan buluntulardan Hitit Büyük Krallığı'na ait çivi yazılı tablet, Hitit Kralı mühür ve mühür baskıları, buranın bir idari merkez olduğunu göstermektedir.

Oylum Höyük'te yıllardır kazı çalışmaları yürüten Hacettepe Üniversitesi Arkeoloji Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Engin Özgen, Oylum Höyük'ün Dünya Kültür Mirası listesine alınması için çaba harcamaktadır. Ayrıca höyük civarında tabanı mozaiklerle kaplı bir bazilika kalıntısına rastlanmış ve Kilis Valiliği buranın bir açık hava müzesi haline getirilmesine yönelik çalışmaları sonucundan 2018'den itibaren Mozaikli Bazilika hizmete girmiştir.

Tarihi Neşet Efendi Konağı'nın müzeye çevrilmesiyle 2012 yılında açılmıştır. Yaklaşık 900 eserin muhafaza edildiği müze, iki bölümden oluşmaktadır. Müzeye dönüştürülen konağın giriş katındaki arkeoloji bölümünde, Oylum Höyük ve Leylit Höyük kazılarından çıkan buluntular sergilenmektedir. Kentin kültürel zenginliklerinin yer aldığı etnografya bölümü ise müzenin birinci katında yer almaktadır. Bu katta geleneksel kıyafetler, Kilis'e özgü el sanatları ve çeşitli aksesuarlar, cansız mankenler eşliğinde teşhir edilmektedir. Kilis Etnografya Müzesi 2021 yılından itibaren Tarihi Sabunhane'de hizmet vermeye başlamıştır.

16. yüzyıl klasik Osmanlı mimarisi tarzında yapılmış, merkezi planlı bir camidir. Etrafındaki yapılarla birlikte Canbolat Paşa Külliyesini oluşturur. Bu nedenle Canbolat Cami olarak da anılır. Vakfiyesine göre cami, 1553 yılında Kilis Sancak Beyi Canbolat Bey tarafından yaptırılmıştır. Mimarı bilinmemektedir. Mimari bakımdan Kilis'in en önemli camisidir. Son cemaat mahalli beş küçük kubbe, cami ise büyük tek bir kubbe ile örtülüdür. Cami kubbesi 14.40 metre çapıyla Kilis'in en büyük kubbesidir. Caminin en önemli unsurları ise mihrap ve minberdir. Renkli taş ve mermer kullanımı, usta taş işçiliği, karmaşık süslemeleriyle türünün en özgün örneklerini oluştururlar. Minber, Evliya Çelebi tarafından Seyahatname'sinde övülmüştür. Kilis Valiliği'ne 100 metre uzaklıkta bulunan camiye, 24 Nisan 2016 günü Suriye tarafından atılan roketatar mermileri isabet etmiş, cami ve çevresi hasar görmüştür.

Önemli Detaylar

Kilis mutfağı, Türk mutfağının genel özelliklerinin yanı sıra Halep mutfağının etkilerini de yansıtmaktadır. Yağlı ve baharatlı yemeklerin yaygın olduğu mutfakta, zeytinyağlı yemekler de önemli yer tutar. Zeytinyağı, yörede yetiştirilen yüksek kaliteli zeytinlerden elde edilmekte olup, Kilis mutfağının temel bileşenlerinden biridir. Yemeklerin ana unsurlarını et ve bulgur oluştururken, mevsime bağlı olarak sebze ağırlıklı yemekler de hazırlanmaktadır.

Kilis yöresi pekmezleriyle meşhurdur. En meşhur yemek ise Kilis Tava'dır.

İçli köfte, oruk, kübbülmüşviye, çiğ köfte, fırın yapması. Emlak pazari aktif bolge sehirlerinden Gaziantep icin Gaziantep piyasa rehberi bilgilendiricidir.

Ekşili yahni, ekşili malhıta, lebeniye, kölük aşı, kelle paça, sarımsak aşı, şişbelek, ekmek aşı, orman, altı ezmeli

Simit aşı, müceddere (mercimekli bulgur pilavı), keşkek, bulgur aşı, firik pilavı, orman pilavı

Acur dolması, şıhılmahşi, kabak dolması, yaprak sarması (etli ve zeytinyağlı), patlıcan dolması, biber dolması, domates dolması, mumbar dolması

Kilis Katmeri, cennet çamuru, mayanalı (anasonlu) kahke, gerebiç, hedik, peynir helvası, belluriye, baklava, haytayla, hapsa

Kilis'te yorgancılık sanatı en önemli geçim kaynağını oluşturmaktadır.

Yemenicilik Kilis'te yaşayan geleneksel el sanatlarından biridir. Yemeni, köşker ustaları tarafından elle dikilen, üst kısmı yumuşak deriden, tabanı ise kalın deriden yapılan ökçesiz bir ayakkabı türüdür.

Kilis'te nakış işlemeciliği uzun bir geçmişe sahiptir. Nakışlarda çiti badem, mercimek, ciğerdeldi, kartopu, cemaliyan, çiniğnesi, kanava iğnesi (kaneviçe) ve sim sırma gibi çeşitli iğne teknikleri kullanılmaktadır. Bu işlemeler genellikle insan, yaprak, çiçek, meyve motifleri ile geometrik desenler içerir.

El dokuması kilimlerin yanı sıra, ham iplikten yapılan bez, aba, maşlah, şal, çarşaf, yastık kılıfı gibi ürünlerin dokuma geleneği günümüzde sürdürülememiştir.

Meşinden at arabası koşumları, cüzdan, semer, kürtün, kuburluk, hurç kenarı vb. şeylerin yapıldığı meslek dalıdır.

Güncel Durum

Yöreye özgü özel bir tarzda gelişmiş olan semercilik artık tamamen ortadan kalkmıştır. Sadece bir iki kürtüncü kalmış olsa da, onlar da zamanla kaybolmaktadır.

Ellerinde yaylan ve tokmaklarıyla pamuk atarak, pamukların kabartıldığı zanaat dalıdır.

Kilis yöresine özgü olarak dikilen postal, düğmesiz yapısıyla dikkat çeken ve koncu haydaya kıyasla daha kısa olan bir çiftçi ayakkabısıydı. Alt kısmı kalın camız derisinden üretilirdi. Öte yandan, haydanın koncu dize kadar uzanır, önden çapraz şekilde bağlanırdı ve düğmeli yapısıyla özellikle tarımla uğraşan yerel halk tarafından tercih edilen sağlam bir ayakkabı türüydü.

Eskiden Kilis'te pek çok köşker bulunur ve onlar yemeni dikerdi. Kırmızı, siyah, gül kurusu ve şeftali tonlarında çeşitli boyutlarda yemeniler üretirlerdi. "Ulu", "orta" ve "ges" adı verilen kalıplarla yemeniler hazırlanırdı. Küçük çocuklar için yapılanlara ise "kelik" ismi verilirdi.

Hayvancılık ve tarımda kullanılan saban, meses, değnek, sırık, yayık, yemlik, kazma, kürek ve bel sapı gibi çeşitli araç ve gereçleri üreten kişiler, "Sabancılar Çarşısı" olarak bilinen yerde faaliyet gösterirlerdi.

İdare lambası, fennüs (fanus), resim çerçevesi, kadüs (kova), şapşak, kutu, mangal vb. gereçler ile soba yaparlardı.

İşlemeli havanlar, baharat değirmenleri, kazanlar, tepsiler, siniler, çeşitli mutfak gereçleri bakırdan yapılırdı. Bu sanat, turizme yönelik olarak çalışan birkaç kişinin dışında plastik, alüminyum ve çelikten yapılan gereçlerin piyasaya hakim olması nedeniyle varlığını koruyamamıştır

Eskiden Kilis'te Bursa arabaları kadar güzel ve zarif araba ve yaylılar yapılırmış. Günümüzde bu işle uğraşan kalmamıştır.

Köşker, postalcı, çizmeci, semerci saraçlara ve koşumculara deri işlerlerdi. Bu iş eskiden ilkel araçlarla yapılırmış. Deriyi işlemek için zırnık ve köpek dışkısından yararlanılırmış.

Katran Cami civarında "Zembilciler Çarşısı" denilen yerde hasırdan gereçler yapılırmış. Bunu yapan zanaatkarların en büyük özelliği gözlerinin görmemesiydi. "Körler Çarşısı" da denilen bu yerde sazdan zembil, ip, şilif vb. şeyler örerlerdi. Bugün bu çarşı yıkılmış olup; hasırcılık ve zembilcilik de tarihe karışmıştır.

Gaziantep'e 60 km uzaklıkta olan Kilis, Suriye sınırına ise 7 km uzaklıktadır. Öncüpınar Sınır Kapısı Kilis il sınırları içerisinde bulunmaktadır. Kilis'ten geçen yol sınırın ötesinde Azez'den geçtikten sonra Suriye'nin Halep şehrine ulaşır.

Uluslararası uçuşların da yapıldığı Gaziantep Havalimanı kente 40 km mesafededir. Denize kıyısı olmadığı için kentte deniz ulaşımı yapılmamaktadır. En yakın liman kenti İskenderun'dur.